1 Haziran 2012 Cuma

Allah'ın Varlık Delillerini Görmenin Önemi


ALLAH’IN VARLIK DELİLLERİNİ GÖRMENİN ÖNEMİ

KURAN’DA YARATILIŞ DELİLLERİ
İnsanlar Allah’ın Zatı’nı göremezler. Ancak O’nun varlığını, kudret ve bazı sıfatlarını, yaratmış olduğu varlıklara bakarak anlarlar. Her resmin kendi ressamını tanıtması gibi, canlı ve cansız varlıklar da kendilerini yaratmış olan Allah’ı bize tanıtırlar. İnsanın bunlar üzerinde düşünmesi ve yaratılış delillerine tanık olması gerekir. Nitekim Allah Kuran’da, deve, sivrisinek, arı, örümcek gibi çeşitli hayvanları, bitkileri, ağaçları, dağları, yerleri, gökleri birer iman hakikati, yani yaratılış mucizesi olarak örnek vermiştir. Bu gibi iman hakikatlerine dikkat çekilen ayetlerden bazıları şöyledir:Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı? Göğe, nasıl yükseltildi? Dağlara; nasıl oturtulup-kuruldu? Yere; nasıl yayılıp-döşendi? (Gaşiye Suresi, 17-20) 
Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rableri’nden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkâr edenler ise, “Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?” derler. Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz. (Bakara Suresi, 26)

Bitkilerdeki Varlık Delilleri


BİTKİLERDEKİ VARLIK DELİLLERİ

TOPRAKTAN LEZZETİN ÇIKARILMASI
Bir meyve ağacında ya da herhangi bir bitkide, insanoğlunun ulaşamayacağı kadar yüksek bir akıl, bilgi ve teknoloji vardır.
Tohumun içindeki bilgi, oluşturacağı ağacın şekil ve yapısını içermektedir. Bundan daha da ilginç olan, tohumun ağacın üreteceği meyvenin bilgilerine de sahip oluşudur. Meyve ise başlı başına bir mucizedir. Meyvenin en can alıcı özelliği, insanın damak zevkine ve sağlığına tamı tamına uyuyor oluşudur. Her meyve kendine has bir lezzete ve kokuya sahiptir. Ayrıca renkleri de son derece estetik ve çekicidir. Bunun yanı sıra her meyve mükemmel bir “ambalaj”la kaplanmıştır; mandalina, portakal ya da muz, hepsi son derece güzel ve soyulması kolay ambalajlara sahiptirler.

Evrendeki Varlık Delilleri


EVRENDEKİ VARLIK DELİLLERİ

VRENİN HESAPLANAMAYAN BÜYÜKLÜĞÜ
Muhteşem büyüklükteki evrenin sahip olduğu hassas dengeler, bu kusursuz düzenin Allah’ın üstün yaratışı sonucunda var olduğunu kanıtlamaktadır.
Bilimsel gelişmelerin bizlere işaret ettiği çok önemli bir nokta var. Evrenin muhteşem büyüklüğü!Evrenin büyüklüğü üzerinde düşündüğümüzde karşımıza çok  muazzam boyutlar çıkar.
Dünya gezegeni, bildiğimiz gibi Güneş Sisteminin bir parçasıdır. Bu sistem, evrenin içindeki diğer yıldızlara göre orta-küçük bir yıldız olan Güneş’in etrafında dönmekte olan dokuz gezegenden ve onların elli dört uydusundan oluşur. Dünya, bu sistemde Güneş’e en yakın üçüncü gezegendir.

Hayvanlardaki Varlık Delilleri


HAYVANLARDAKİ VARLIK DELİLLERİ


CANLILARDAKİ OLAĞANÜSTÜ DAYANIŞMA
Canlıların tehlike halinde kurdukları işbirliklerinin kendiliklerinden gerçekleştirdiklerini söylemek akıl sahibi bir insan için mümkün değildir. Bu canlıların herbirine sahip oldukları yetenekleri veren ve nasıl davranacaklarını ilham yoluyla öğreten Allah’tır.
Hayvanların topluluk halinde yaşamalarının en büyük avantajlardan biri, tehlikelere karşı daha fazla korunma sağlanmasıdır. Çünkü topluluk içinde yaşayan hayvanlardan herhangi biri tehlikeyi sezdiğinde sessizce olay yerinden kaçmak yerine var gücüyle çevresindeki diğer hayvanları da uyarır. Her bir canlı türünün kendine özgü bir uyarı şekli vardır. Örneğin tavşanlar ve bazı geyikler tehlikeyi sezdiğinde çevresindeki hayvanları uyarmak için kuyruklarını diker, ceylanlar ise ilginç bir zıplama dansı yaparlar.

Mikrodünyadaki Varlık Delilleri



MİKRODÜNYADAKİ VARLIK DELİLLERİ


GÖREBİLDİĞİMİZ DÜNYADAN FARKLI BİR ALEM:MİKROORGANİZMALAR
“Evet, yalnızım” dediğiniz anda aslında oldukça fazla sayıda canlı ile berabersiniz. Vücudunuzda sizinle birlikte yaşayan ve sizi sürekli olarak koruyan kimi zaman da hastalanmanıza neden olan bakteriler, oturduğunuz koltuktan halınıza, soluduğunuz havaya kadar her yere yayılmış durumdaki akarlar, mutfağınızda birkaç gündür dışarıda beklettiğiniz yiyeceklerde üremeye başlayan küf ve mantarlar… Bunların hepsi kendi yaşam şekilleri, beslenme sistemleri ve çeşitli özellikleri ile apayrı bir alem oluştururlar.

Metafizik ve Varlık Delilleri


METAFİZİK VARLIK DELİLLERİ

BİLİNÇ VE SIRLARI
İnsanı diğer tüm canlı ve cansız varlıklardan ayırt eden bilinç sahibi oluşudur. Peki bilincimizin kaynağı nedir? Eğer cevabınız “beyin” ise yanılıyorsunuz demektir. Çünkü beynimiz de aynı bir sandalye veya bir bardak gibi atomların yanyana gelmesiyle oluşmuş bir madde yığınıdır.Sandalyenin atomları düşünemediğine göre, beyninizdeki atomlar da düşünemez. Bu da gösterir ki bilinciniz farklı bir kaynaktan gelmektedir. Bu kaynak, ruhtur.
Acaba neden bilinçlisiniz, bunu hiç düşündünüz mü?
Çevrenize baktığınızda, bilincin sıradan bir şey olmadığını kolaylıkla anlayabilirsiniz. Oturduğunuz odadaki eşyalara bakın. Bir sandalyeyi düşünün, örneğin. Bu sandalyenin bir bilinci yoktur. Kendi varlığının farkında değildir. Düşünmez, görmez, hissetmez. Sandalyeyi meydana getiren parçalarda, örneğin tahtada, çivilerde, tutkalda, kumaşta, süngerde de bir bilinç yoktur. Bunları daha detaylı incelerseniz, hepsinin belli moleküllerden, bu moleküllerin de atomlardan oluştuğunu görürsünüz. Elbette bu atomların da bir bilinci yoktur. Belli bir düzen içinde biraraya getirilmiş, cansız, akılsız birer madde-enerji karışımıdırlar. Etrafımızdaki hangi maddeyi incelersek inceleyelim, bilinçsiz olduğunu görürüz. Hangi elementlerden meydana gelmiş olursa olsun, hangi formda (sıvı, katı veya gaz halinde) bulunursa bulunsun madde bilinçsizdir. Bir sandalye, bir taş, bir bardak su; hiçbirinde bilinç yoktur.

İnsandaki Varlık Delilleri


İNSANDAKİ VARLIK DELİLLERİ

İNSANIN YARATILIŞI
İnsan, hayatı boyunca sahip olduğu bedenle görür, işitir, nefes alır, yürür, koşar ve zevk alır. İnsan bedenini oluşturan kemikler, kaslar, damarlar, iç organlar mükemmel bir düzene sahiptir. Bu düzen incelendiğinde ise, daha da şaşırtıcı gerçeklerle karşılaşılır. Birbirinden farklı gibi görünen bu vücut parçalarının tamamı aynı malzemelerden oluşmaktadır. Bu malzeme hücredir.Hücre, bir organın örneğin kemiğin en küçük parçasıdır. Bir hücre o kadar küçüktür ki, bir milyon tane hücre biraraya gelse ancak bir iğne ucu kadar yer kaplar.
İnsan bedenini oluşturan 60-70 kiloluk et ve kemik kütlesinin özü, insanın doğumundan 9 ay 10 gün önce tek bir hücrede toplanmıştır. Bu hücre, anneden gelen yumurta hücresiyle babadan gelen sperm hücresinin annenin bedeninde birleşmesiyle oluşur.

Üstün Özellikleriyle Penguenler


Üstün Özellikleriyle Penguenler

Üstün Özellikleriyle Penguenler
Penguenler, yaklaşık –40oC’lik bir ortamda yaşamak için özel donanımlara sahiptirler. Buzun üzerinde yaşar, beslenir, avlanır ve yavrularını büyütürler. Bu, kuşkusuz son derece büyük emek isteyen bir iştir. Ancak penguenler, bir insanın asla yaşamaya güç yetiremeyeceği böyle bir
ortamda varlıklarını sorunsuz devam ettirebilirler. Elbette bu, bu canlıları da, onların yaşadıkları şartları da yaratan Yüce Allah (cc)’ın büyük bir mucizesidir.

Kutup Ayılarının Özellikleri


Kutup Ayılarının Özellikleri

Kutup Ayılarının Özellikleri
Kutup ayıları, tüm sistemleriyle buzullarla kaplı soğuk bir ortamda yaşamak üzere yaratılmışlardır. Bir kutup ayısı, ayak parmaklarının arasındaki oyuklar sayesinde buz yüzeyini vakum etkisiyle kolaylıkla kavrar. Böylelikle buz üzerinde uzun mesafeleri kaymadan rahatça yürüyebilir.
Parmaklarının arasındaki ağımsı yapı sayesinde ise, saatte 10 km hızla yüzebilir ve 100 km gibi bir mesafeyi hiç dinlenmeden katedebilir. Sahip olduğu 5 cm kalınlığındaki özel kürkünün beyaz görünen tüyleri aslında şeffaftır. Fiberoptik özellikteki bu tüyler ısı kaybını önlerken, güneş ışınlarının sıcağını alttaki siyah renkli tüye kadar iletir. Kürkünün hemen altında ise, yine soğuktan koruyucu özellikte 10 cm kalınlığında bir yağ tabakası vardır. Kutup ayısının kürkü yüzmeye de elverişlidir. Suyun içinde tüyler birbirine yapışarak koruyucu bir kalkan oluşturur ve su geçirmez bir dalış elbisesi görevi görür. Tüm bu özellikler sayesinde kutup ayısı, 37 derecelik vücut sıcaklığını suyun içinde veya buzun üzerinde mutlaka korur.

Bir Çift Gözdeki Üstün Detaylar


Bir Çift Gözdeki Üstün Detaylar

Bu satırlara baktığınız anda gözünüzden beyninize saatte 500 km hızla bir elektrik akımı ilerlemeye başlar. Bu akım, 600 bin sinir arasından herhangi biri ile beyne iletilir. Akım iletildiğinde, siz de karşınızdaki satırları okumaya başlarsınız.
Göz, 600 bin sinirle beyne bağlanır. Aynı anda 1.5 milyon mesaj alıp bunları düzenler ve saatte 500 km’lik hızla beyne gönderir. Tek bir noktaya baktığınızda, aslında birbirinden farklı yüzlerce detay görürsünüz. Göz, bunların hepsinden gelen mesajları ayırt eder, hepsini değerlendirir ve her birini beyne iletir. Elinizdeki gazete size oldukça yakınken, aynı anda arka planda gördüğünüz manzara oldukça uzaktır. Ama her birini aynı netlikte görürsünüz. Baktığınız yerdeki tek bir detay bile ihmal edilmez, tek bir nokta bile bulanık değildir. Karşınızdaki manzara ne kadar fazla detay içerirse içersin, o manzara içinde hareket eden küçük bir karıncanın bile görüntüsü beyninize mutlaka ulaşır.

Deniz Memelilerinin İlginç Uyuma Şekli


Deniz Memelilerinin İlginç Uyuma Şekli



Deniz Memelilerinin İlginç Uyuma Şekli

Deniz memelileri tamamen suda yaşamak için tasarlanmış özel vücut sistemlerine sahiptirler, bu sayede hiç yorulmadan kilometrelerce yüzebilir, suda ve karada bulunan her şeyi aynı netlikte görebilirler.


Balinalar ve yunuslar, “deniz memelileri” olarak bilinen canlı grubunu oluştururlar. Bu canlılar memeli sınıfına dahildir, çünkü aynen karadaki memeliler gibi doğurur, emzirir, akciğerle nefes alır ve vücutlarını ısıtırlar.

Yaşamlarının tümünü suda geçiren deniz memelileri boğulmadan nasıl uyumaktadırlar?

Amerika’daki South Caroline Aquarium yöneticisi Bruce Hecker ve çalışma arkadaşları, yaptıkları araştırmalar sonucunda bu sorunun da cevabını bulmuş ve iki temel uyuma yöntemi ortaya koymuşlardır.

Cenin, Annenin Bağışıklık Sisteminden Nasıl Saklanır?


Cenin, Annenin Bağışıklık Sisteminden Nasıl Saklanır?

Rahmin içi annenin vücuduna ait olsa da, henüz doğmamış olan bebek, annenin vücudu için yabancı bir maddedir. Nasıl ki organ nakli olan hastalar için yabancı doku büyük bir tehditse, ceninin de annenin savunma sistemi tarafından “yabancı” olarak tanınması ve tehdit unsuru olarak görülmesi
gerekir. Çünkü gelişmekte olan cenin genlerinin yarısını annesinden, yarısını babasından alır ve babadan gelen her türlü bileşenin annenin vücudunda “antijen” yani saldırgan olarak kabul edilmesi gerekir. Dolayısıyla bu durumun cenini yok etmek üzere savunma sistemini harekete geçirmesi beklenir. Ancak annenin bağışıklık sistemi kendi içindeki yabancı dokuyu -cenini- reddetmez. İstisnai olarak, vücut cenine savaş açmaz; çünkü annenin kanındaki savunma sistemi elemanlarının bebeğin kanına geçmesine izin verilmez. Bu nedenle söz konusu elemanlar bebeği yabancı bir doku olarak görüp, onu yok edemezler.